Üye İsmi : Parola :

Üye Ol | Parolamı Unuttum
SERBEST NAZIM
Forum  >  Tükan Önü  >  Demli Çay Evi
YORUM EKLE
Haluk Öçal
26 Ağu 2009 09:54



Üyeye Özel Mesaj At
Üye'nin Kişisel Sayfasına Git
SHAKESPEARE - 140. SONE -


TÜRKÇE’si :

Zalimliği bildiğin gibi, aklını kullanmayı da bil,
Dili bağlı sabrımı daha çok hor görüp üstüne varma,
Yoksa bakarsın ıstırap…… dili çözüverir ve çözülen dil,
Görmezden geldiğin acıları açığa vuruverir,
Sana biraz akıl vereyim istersen : Sevmesen de beni,
Sevdiğim, seviyorum desene hiç değilse yalandan;
Ölüm yatağında çaresiz yatan hasta,
Sağlık haberinden başka bir şey duymak istemez doktordan.
Umudumu yitirirsem eğer, aklımı da yitirebilirim çünkü,
Ve çılgınlığımla kötü konuşabilirim senin hakkında;
Her şeyi kötüye yoran şu dünya öyle soysuzlaştı ki,
Akılsız kulaklar hazır akılsız iftiracılara inanmaya,
Gel ne ben böyle olayım ne de sen iftiraya uğra,
Gözlerine hakim ol serseri gönlün bildiğini yapsa da.


***

YEŞİLCE’si :

Sebatsızlığın lüzümu yok
L’al olmuş dilimi, daha fazla şeedip te üstüne varma
Yoksa sinirden elim ayağım boşalıverir.
Bi bakarsın azelerim göverebilir,
Gerçi sen beni pek meesinmezsin emme, sana biraz akıl vereyim istersen :
Beni görünce cin depene çıksa da,
Hiç olmazsa yalandan yere “Gınalum gınalum” diye sevsen olmaz mı ?
Yün döşşekte çaresiz yatan hasta,
Hekimden iyi bişey duymak ister ne biliyim.
Umudumu yitirirsem eğer, aklımı da yitirebilirim çünkü,
Ve sırf bu yüzden gaybete konuşur, dedikodu yapabilirim senin hakkında.
Şu horayaramaz dünya öyle şeeetti ki artık,
Teneşiregelesice kulaklar hazır alaşalara inanmaya.
Gel ne ben gadimi sinerleneyim, ne de sen ....
Dilin dişin dursun az, her gördüğüne bir gısım tuzunan koşma.
Haluk Öçal
07 Eyl 2009 17:19



Üyeye Özel Mesaj At
Üye'nin Kişisel Sayfasına Git
Bir Çocuğun 1979-1981 Yılları Arasındaki “Sade Suya Tirit“ Hatıraları :
--------------------------------------------------------------------------------

- Güdüllü’de, Gıdıh Hasan amcaların evinin önünde bir Gül ağacı vardı. Etrafa tazelik, ferahlık ve huzur enjekte eden o güllerin kokusu ne muazzamdı.

- Yağmur yağınca dereler taşar, rahmetli Müezzin Hasan amcaların evinin önündeki tahta köprü mütemadiyen yıkılırdı. Nerdeyse her şiddetli yağışta tekrarlanan bu merasimi, çocuksu bir korku ile izlemek ne kadar heyacanlıydı.

- Kurbağa pisliğiinden dolayı yemyeşil olmuş elektrik santrali’nin havuzu, köyün gençleri tarafından boşaltılır ve temiz su ile doldururlardı. Bir çocuk olarak onları kenardan izlemek ne küçük bir mutluluktu.

- Boyumuz uzanmadığı için Küpdüşen’leri taş ile düşürmeye çalışırdık. Ağaçtan düşüp şırası taşan Küpdüşen’ni yemek ne güzel bişeydi.

- TRT’de kovboy filmi olduğunda köy içinde 1 tane bile çocuk kalmazdı. Herkesin tv’si olmadığı için de, genellikle hep bir arada izlenirdi. Araya reklam girmeden Apaçiler ve Komançiler’i izlemek ne güzeldi.

- Babam ve annem, o zamanlar köyde tek olan fırını işletiyordu. Zile’den, Rösbene’den Yeşilce Ortaokulu’na okumak için gelen öğrenciler, öğle vakti ekmek kuyruğu oluştururlardı. Sonra da bakkaldan helva alır, ekmek arası yerlerdi. Onları izlemek ne güzeldi.

- Kar yağdımı tam yağardı. Öyle çaya bandırılan pisküüt gibi kolayca erimezdi. O yüzden de köy hizmetlerine ait greyder gelir yolları açardı, bizde izlerdik...Ne güzeldi.

- Yeşilce deresinin şimdiki otelin önüne denk gelen noktasında ( önüne taşlardan set yapmak suretiyle ) küçük bir göl yapardık. O billur derede serinlemek ne kadar güzeldi.

- Habil dedemin sobasının üzerinde her daim ıhlamur kaynardı. O demliğin kaynama sesini dinlemek o kadar güzeldi ki.

- Maltepe’ye çıkan dik yokuşun yan tarafında fındık ağaçları vardı. O ham fındıkları kırıp kırıp yemek, kızgın kumlardan serin sulara atlamak gibi birşeydi.

- Belli günlerde Çakuralan’dan Çambaşı’na yürüyerek alış-veriş’e giderdi büyükler. Onların dönüşünü gözlemek, getirdikleri pestil’i yemek ne güzeldi.

-Cıngıllıoğlu’nun kamyonu gelir, sevgili köy halkının insanları sevinçli bir telaş içine girerdi. O panayırı izlemek başlı başına Harikalar Kumpanyası değil de,

Ya neydi ?

“Gözlerini hatırlıyorum biraz...Sanırım maviydiler“
Haluk Öçal
24 Eyl 2009 14:45



Üyeye Özel Mesaj At
Üye'nin Kişisel Sayfasına Git
İçimizden Biri...Tayfun Öcal’ın Otobiyoğrafisi :

1977 yılında, babası Ergin Öcal Gebeme Orman Bölge Müdürlüğünde görevli iken Topçam’da dünyaya gelmiştir. Annesi Elvan Hanım’dır.

İlkokul’a direkt 2.sınıftan başladığı için boncukla sayı saymakta uzun süre zorlanmış, yeri gelmiş bu olaya içerlemiştir.

Yaz tatillerinde geldiği Yeşilce’de babaannesi Fehime Hanım’ın yanında kalmış ve “Burası bize otağ olsun, yurt olsun” demiştir... Fakat babasının tayinı İstanbul’a çıktığı için bu isteği olmamıştır.

İstanbul’a uyum süreci biraz sancılı geçmesine rağmen arkadaş çevresinde dominant bir karakter olmuştur. Öyle ki Fatih Ormanı Müdürlüğü Lojmanlarının o zamanki çocukları “Çambaşı’nın atları kişir kişir kişniyor” tekerlemesini bugün bile ezbere bilmekte ve halen severek tekerlemektedirler. Bunlar hep Tayfun’un sayesinde olmuştur.

Baltalimanı Lisesi’ni başarıyla bitirip İst.Ünv. Basın Yayın Bölümünü kazanan Tayfun basamakları bir bir çıkmaya başlamıştır artık.

Mezun olur olmaz Genç Tv kanalında muhabirliğe başlamış, ordan da BRT Haber Merkezi’ne yatay geçiş yaparak ana haber bültenlerinde boy göstermiştir. O dönem ki ana haber bültenini sunan Gülgun Feyman’ın “Evet Tayfun sendeyiz” lafı bugün bile hatırlanmaktadır.

BRT döneminde tanıştığı kankası Gülhan ( bkz.TV8 “Gürhan’la Galaksi Rehberi” ) ile birlikte Tayland’a tatile gitse de “İllede vatanım” demiş ve Azmi abiden pencere kenarı yer ayırtmak suretiyle soluğu Yeşilce’de almıştır.

O heyacanla “Yo yo yo yo cocco jombo” şarkısı eşliğinde bir Yeşilce Klibi hazırlamış ve BRT Ana Haber Bülteni’nde yayınlanmıştır. Horon oynayan Yeşilce’li bir bayanın “Cenazemiz var, çok üzgünüz” şeklindeki demeci ilk olarak bu klipte yer almış, daha sonra yurt sathına yayılmıştır.

Askerliğini kısa dönem olarak Ankara’da yapan Tayfun, askerlik dönüşü Karaoke’de şarkı söyleyip kaset doldurmuş; Eurovizyon Fan Klup’e üye olmuş ve bu vesileyle Avrupa’da gezmedik başkent bırakmamıştır.

2002 seçimlerinde basın danışmanlığını yaptığı aday Bld.Bşk.seçilince, kendisi de Başkan’ın Özel Kalemi olmuştur. Sözkonusu belediye 2009 seçimlerinde bir başka bld. ile birleşince eski mesleğine dönme kararı alan ve kardeşi Kubilay’dan mütevellit yakında amca olmaya hazırlanan Tayfun’a TRT ‘de ki yeni görevinde başarılar diliyor, kendisini yeniden Yeşilce ile ilgili haberlerde görmeyi umuyoruz.

KİM, NE DEDİ ?
Öner Önal : Feysbuk’ta gördüm. Hayırlı olsun dileriz (OHÖ)
Tamer Uğur : Ali-yül-ala
Ersan Arıcan : Tayfuncum her türlü tebrik ederim...Hop.
Hülaki Öcal ( amcası ) : Lan Tayyun başarılar.
Temel Arıcan ( dayısı ) : Almanya’da en gralı var.
Alkım Erdönmez : Emiceeee. Apuuuao...Hımmm...Hahhheyyy.
Öner Önal
25 Eyl 2009 18:13



Üyeye Özel Mesaj At
Üye'nin Kişisel Sayfasına Git
haluk, meğer teşekkür ederim.

ben öyle mi yazdım? danada adam yermiy miş? miş? miş? kendini unutturup özletme beeee. sen olmazsan kimin yazısını okuyup gülecem, anı tazeliyecem. diyorum! çekirdek aileye selamlar.
Haluk Öçal
13 Eki 2009 12:39



Üyeye Özel Mesaj At
Üye'nin Kişisel Sayfasına Git
SONRADAN “GURME”...
Geçenlerde bir Yeşilceli, gece 01:30’da işkembe çorbası” içmiş. Bununla yetinmeyip saat 03:00’e doğru 1 tas tuzlama ve 1 porsiyon beyin salatası yemiş. En son saat 04:30’u gösterdiği sırada “bunun sohereci farklıymış” diyerek 1 tas da kelle paça çorbası içen muhteremin “Ay bana bişeyler oluyo” diyerek fenalaştığı ve arkadaşları tarafından acile kaldırılıp midesinin yıkandığı söyleniyor.


İÇ BÜKEYSİNDEN HALLİCE...
Arkadaşlarıyla buluşmak için evden çıkmak üzere olan Yeşilceli bir er kişiye eşi tarafından “Saat kaçta dönersin?” diye bir sual sorulmuş. Bunun üzerine celallenen ve “Daha gittim mi ki , geleceğim saati soruyon ! “ diye aksi bir cevap veren bu kişinin eşiyle nizalaştığı ve goca çekiş çıktığı söyleniyor. Fakat eve dönerken eşine ekler ve yaş pasta alıp götüren X ’in, kriz yönetmekte oldukça mahir olduğu ve netekim eşiyle barıştığı söylenmekte.


ŞİMDİ SENDEYİZ...
İMF görüşmelerini takip etmek üzere görevlendirilen Yeşilceli TRT muhabiri Tayfun geçen sabah işe geç kalmış. Fakat körün taşı gibi, sabah haberlerinde canlı yayına bağlanması için cepten aranmış. Spikerin “Evet Tayfun görüşmeler ne istikamette seyrediyor? Bize son bilgileri aktarır mısın.” sözüyle irkilen ve o sırada Sarıyer-Taksim minübüsünde olan Tayfun, hiç bozuntuya vermemiş ve gayet sakin bir cevapla olayı özetlemiş... Tam da olayı bağlamak üzere olan Tayfun’un bu kıvraklığı, yan tarafındaki yolcunun “Şurdan bi tane Sanayi Mahallesi uzatırmısın arkadaşım” lafının TRT canlı yayın ekranında yankılanması üzerine suya düşmüş !


VALLAHA ŞİŞTİM...
Geçen Pazar sabahı kalktığında tv’yi açıp tekrar yatağına uzanan, fakat kumandayı yanına almayı unutup tekrar kalkıp almaya üşenen bir Yeşilceli’nin, Şahin Sucukları’nın yapımından Dr.Levi’nin manyetik diz bantlarına, magazin proğramından reklamlara varana dek her şeyi izlediği ; bu yüzden de bi ton küfür edip sinirden kıpkırmızı kestiği, fakat yine de kalkıp o kanalı değiştirmediği söyleniyor. ( info : Sontek Benli )

Diyoruz ve sözlerimizi, halim selim çekirdek ailelerin severek izlediği, Geniş Aile dizisinden bir kıt’a ile bağlıyoruz...

Abaküs bağlamaz rutine,
Benden selam olsun Vlademir Putin’e.
Öner Önal
13 Eki 2009 21:44



Üyeye Özel Mesaj At
Üye'nin Kişisel Sayfasına Git
hah şimdi oldu işte. ne garıpsadıyon gengüğü! bizimde gülmeye hakkımız var haluk. bizi bunlardan mahrum goma datlum gıymatlum.

selamlar.
Tarık Ünal
22 Eki 2009 19:10



Üyeye Özel Mesaj At
Üye'nin Kişisel Sayfasına Git
Sevgili Belediye Başkanımız Feyzi ÜNAL, Yeşilce'mizin öğrencileri için Ankara gezisi düzenlemiş. Bu gezide öğrenciler Anıtkabiri, meclisi ve Atatürk Orman Çiftliğini (Hayvanat Bahçesi) gezip eğlenmişler. Bu güzel faaliyet için değerli Başkanımıza teşekkür eder saygılar sunarım.
Haluk Öçal
06 Kas 2009 15:55



Üyeye Özel Mesaj At
Üye'nin Kişisel Sayfasına Git
Hayat koşturmaca.

Nerdeyse Gebze’de bulunan işyerinden saat 18:00’i takriben çıkılacak, Ümraniye servisine binilip Santral durağında inilecek…11-H İETT otobüsüne binilip Küçüksu BİM’de inilecek. Oradan seni alacaklar.

Dernek toplantısı var yine bu akşam.

Yer : Küçüksu – Şadan Ünal abinin evi.

Gündem : Öğrenci bursları. (Aç Parantez : Bld.Başkanımız Fevzi Ünal’ın şahsi girişimleri sonucunda bir çok katılımcıya daha ulaşıldığını öğrendim. Sanırım detaylar yakında duyurulacaktır.)

RAMAZAN ayında da yine bir akşam Şadan abi ile Ferda Şentürk abilerin ortak bahçelerinde iftar açıp toplantı yapmıştık. Misafirperverlikleri için ev sahiplerine tekrar teşekkür eder, bu vesileyle YKDD yönetim kurulu mesai arkadaşlarımı tanıtmak isterim :

Başkan Şadan Ünal : Bıraksan 24 saatini dernek için harcayacakmış gibi bir hali vardır. Mektepli değil alaylıdır. Bu yüzden de Polonya’nın efsanevi lideri Leh Valessa’yı kendine örnek almıştır. Emekli olmasına rağmen halen çalışmaktadır. Başkan iyi niyetli, çalışkan bir emekçidir.

Başkan Yrd. Agah Eraslan : Bir dernek toplantısından “sırtım ağrıyor” diye çıkmış ve bir daha da kendisinden haber alınamamıştır. En son Yeşilce’ de market açarken görülmüştür. Kendisine ticari hayatta tekrar başarılar diliyoruz.

Genel Sekreter Çetin Önal : Zihinlerimizdeki “sekreter” kalıbı, sayesinde yıkılmıştır. Cep tlf.larımıza gelen sevinçli ve hüzünlü mesajlarını kendisi atmaktadır. O yüzden misafirliğe dahi Laptop’u ile birlikte gider.

Muhasip Ferda Şentürk : Tüm gelir giderleri tek tek bilgisayara geçecek kadar kendini bu işe adamıştır. “Biçilmiş Kaftan” sözcüğü sanırım kendisi için söylenmiş. İnsana hal hatır sorarken bile “ Şu kadar TL. aidat borcun var…Öde de dostluğumuz pekişsin“ der gibi bakmaktadır. O yüzden derneğe borcu olanlar kendisiyle göz göze gelmemeye azami dikkat ederler.

Ergünal Öcal : İşadamıdır kendileri. Hiçbir toplantıyı kaçırdığı baki değildir. Mali konulardaki önerileri dikkate şaayandır. İlk dernek toplantılarına pizza alıp geliyordu. Aynı performansı yine bekliyoruz abimizden.

Aşar Önal : Eğer herhangi bir toplantıda Aşar abi de varsa, ben o toplantıda “Oy birliğiyle karar alınmıştır” lafının telaffuz edileceğine inanmıyorum. Tavizsiz bir öğretmendir kendileri.

Adil Yıldırım : O da yön.kurulunun proleter üyelerindendir. Derneğe “En fazla üye kazandıran” kurul üyesi olarak nam salmıştır. Futbol takımlarındaki görev adamıdır. Aspirin hapı gibi, her eve lazımdır.

Özcan Benli : Kazakistan’da çalışmaya gidene kadar, yedek üye olmasına rağmen toplantıları kaçırmıyordu. Türkiye’ye dönüş yaptığından beri toplantılara katılışları med- cezirdir... İkimizde Kartal’da otururuz. Yol arkadaşımdır.

Selçuk Demircan : Bankacıdır. Amatör futbolcudur. Dernek lokaline 3 dakika uzaklıkta ikamet edip de toplantılara gecikmek gibi garip bir huyu vardır.

Murat Eriçok : Bu sitenin modaretörüdür. Fakat sitede en son “Asaf abi gelecek hafta yeni bir bölüm açacağım” diye yazı yazdığından beri tam 26 hafta geçmiştir. Ama o bölüm hala açılmamıştır!

Tolga Okutan : Baba (Polis Vedat abi ) tarafından Zile’ lidir. Eğiticimdir. İyi hatiptir. Turkcell’lidir. Murat’la kankadır. Ya ikisi birden gelir toplantıya ya da ikisi birden gelmez!

Eray Benli-İnanç Aydoğan : Yön.Kurulu üyesi olup ta 1 kere bile toplantıya katılmayarak kırılması zor bir rekora imza atmışlardır. Derneğin vergi dairesi işlemlerini yürütmekte olup, eğer YKDD devlete borçlu değilse bu ikili sayesindedir.

Saygılar.

***

06.11.2009 16:07:25’de haluk öçal tarafından düzenlendi
Asaf Erarslan
07 Kas 2009 12:15



Üyeye Özel Mesaj At
Üye'nin Kişisel Sayfasına Git
Haluk,sahi Murat nasıl bir bölüm açacaktı?Aşağı yukarı yılın yarısından bahsediyorsun,o kadar oldu mu?....Ben bile unutmuşum.
Haluk Öçal
08 Kas 2009 18:57



Üyeye Özel Mesaj At
Üye'nin Kişisel Sayfasına Git
Sanırım fotograf eklemeyle ilgili bir konuydu Asaf abi. Selamlar.
Çetin Önal
08 Kas 2009 20:07



Üyeye Özel Mesaj At
Üye'nin Kişisel Sayfasına Git
:-)
Sevgili Haluk.

Sekreter denince aklına ne geldiğine bağlı hayal kırıklığının derecesi.
Eski deyişle yazman demek daha iyi bence, hem böylece insanları hayal kırıklığına da uğratmamış oluruz. Dimi ama..

Bu arada kendinden bahsetmemişsin,
Ben bişeyler diyeyim bari.

Başkandan gelen telefonu vahii kabul edip hemen bunu yazıya döken, yönetim kurulu üyesi Haluk arkadaşımız, toplantılara en uzak noktadan ve binbir güçlüklerle ve minik kızı ile geçireceği değerli zamanından feragat eden vefakar vede cefakar arkadaşımdır.

Kıdemli bir yönetim kurulu üyesi olarak kendisine teşekkür ederim.
Eray Benli
09 Kas 2009 10:11

Üyeye Özel Mesaj At
Üye'nin Kişisel Sayfasına Git
Haluk,

Haksızlık etmeyelim 2 kere geldim..:)) Kimi zaman iş saati ile çakışıyor kimi zamanda başka işlerden dolayı gelemiyorum..ama YKDD emin ellerde..Başta değerli abimiz Şadan Başkan olmak üzere kendine ayıracağı vakitten fedakarlık yapıp bu işlerle mesai harcayan bütün yönetim kurulu üyelerini tebrik ediyorum..

bu arada..Borcumuz sıfır maliyeye de beş kuruş borcumuz yok:))
Tamer Uğur
18 Kas 2009 16:58



Üyeye Özel Mesaj At
Üye'nin Kişisel Sayfasına Git
- bitter kız bitter beri bah , akşam harman gaşında bekliyom seni
- ben gelemem behlül , anam gil kuşburnu kaynatacak akşam
-kız akşam akşam ne kuşburnusu , olmaz biyeriği yakarsın
-aha Adnan da kayfeden gelir yakalanmıyalım nolusun sabahda ota gidilecek zaten az aman ver nolusun Behlül , emmin bi yandan sen bi yandan , akşam emmin banyoda sekmenden düştü zaten iyi değil tosuruyo boyuna , bir de bizi yakalarsa varya o sinirle nacanan keser bizi
-hepsi düzelir Bitter sen üzülme emmimi ağar ağar ddt ile zehirliyom ben , yakında selası verilir , alıp gidecem seni
-ne biliyim Behlül ben daha yetişemiyom evin ocan işi get fırında ekmek et bide gel seninle emminle uğraş yıldım iyi gene geçendede dayımın oğlu geldi ışmar ediyo neydi başıma gelenler
-dayığın oğluna aha beni başlatma kes sesiği ben gidiyom sende gel harman gaşına………………………………………………………..
Haluk Öçal
07 Ara 2009 16:27



Üyeye Özel Mesaj At
Üye'nin Kişisel Sayfasına Git
…Necip memleketimizin güzide tv’ sinde yayınlanan Mesudiye belgeselini izlerken “Bu adam 80 li yıllarda bizim köyde cami hocalığı yaptı” dedi babam…

Bahsettiği adam oldukça yaşlı görünüyordu. Fakat, bir çok gençten daha tok ve kararlı ses tonuyla, Mesudiye camisinin avlusunda bulunan, Osmanlıca yazılmış mezar taşlarını tercüme ediyordu.

Haberci Cevat Kelle kılıklı spiker de, bir yandan mikrofonu tutuyor, bir yandan da sorular soruyordu.

“Ah Minel Mevt” diye başlıyormuş mezar taşındaki yazı.

Yani…

“Ah Ölüm”

Devlet-i Ali Osmani tarafından Mesudiye’ye gönderilen Sivaslı ceza hakimi, kızı vefat edince cenazesini imkansızlıklardan dolayı Sivas’a götürememiş ve Mesudiye’de şu anki mezarına defnetmiş.

“Ah Minel Mevt” genç yaşta ölenlerin mezar taşlarına yazılırmış.

Mesudiye ceza hakimin rahmetli kızı neden ölmüştü bilinmez.Fakat “dünyanın rengine kanmadığı” aşikar...

Tıpkı, terki diyar etmeleri içimize “cam kırığı” gibi dolanlar gibi.

Tıpkı, içli hem de çok içli bir türkü gibi.

Her geldikçe emsalleri aklına
Sığar mı dünyaya başı garibin.
Haluk Öçal
18 Oca 2010 13:49



Üyeye Özel Mesaj At
Üye'nin Kişisel Sayfasına Git
TATLI YALANLARIMIZ…ŞEHİR EFSANELERİMİZ.
(Vay gözünü sevdiğimin dünyası)

***

1-Sen git, ben aha az geliyom.

2-Vallaha ne biliyim bu bizim köyün milliyetçiliği.

3-Demin senin nasibetin geçti.

4-Sen benim en sevdigüm yeğenimsin.

5-Suşehri il olacak, Yeşilce ilçe olacak…Yeşilce Suşehri’ne bağlanacak.

6-Derneğin her faaliyetine sekitmeden katılıyorum.

7-Lan gorhma ısırmıyo!

8-Senden iyisini mi bulacah.

9-İki büyük içtim genede bişey olmadı.

10-Gıyırut’un itleri olmasa yaylaya koşarak giderim.

11-Senin gibi içeni görmedim valla.

12-Bu benim en mutlu günüm, s..ç..m babaazın ağzına tey teyyy.

13-Ne iyi ettiizde habersiz gene geldiiz.

14-Yiyeceemden devü ya. E, madem ısrar ettin.

15-Yazın şenliklere kesin gidiyorum.

16- Benim siyasetle işim yoh. Birlik beraberlik istiyom. Dağlar, depeler, mallar, yaylalar ne
biliyim.

17-Azelerim ağrımasaydı yardım ederdim emme.

18-Çatah’da boğa yılanı var.

19-Çağman’da Rumlar’dan kalma bi çap altın var diyolar…Eee hemi la.

20-Düğün davetiyelerini yarın mutlaka dağıtacam.
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Toplam 460 yorum 31 sayfada listeleniyor